
Eğer bir kurutma hattı işletiyorsanız, durumu biliyorsunuzdur. Bu ısıtıcı elemanlar ve teller, sürekli tekrarlanan termal değişimler yüzünden ciddi şekilde zarar görüyor. Bu gerçekten zorlu bir durum.
İşte sorun şu: Küçük bir yalıtım hatası bile sadece tek bir lambanın bozulmasına neden olmaz; tüm sistemi devre dışı bırakabilir veya daha kötüsü, akımın gövdeye sızmasına yol açabilir. Kimse bununla uğraşmak istemez. İşte bu yüzden her bir tüpü, fabrikamızdan çıkmadan önce mutlaka yüksek voltaj testlerinden ve yalıtım direnci testlerinden geçiriyoruz. Her biri için…
“Stres Testi” Bunu bir stres testi olarak düşünün. Yalıtım katmanlarına yüksek voltaj uygulayarak, normal multimetrelerin fark edemeyeceği “zayıf noktaları” buluyoruz. Kuvars-metallik bağlantı noktalarını ve konektörleri de kontrol ediyoruz.
Eğer bağlantı noktasında mikroskobik bir çatlak veya kir varsa, akım oradan geçer. Bu testleri, gerçek çalışma voltajının çok üzerinde yaparız. Neden mi? Çünkü lambanın nemli bir ortama takılır takılmaz arızalanmasını veya yanmasını engellemek istiyoruz.
Neden sadece “ön örnekler” test etmiyoruz? Bazı firmalar, bir partideki lambalardan sadece birkaçını test eder. Bu ise bir risktir.
Eğer 1.000 adet lambanız varsa ve %1’lik bir arıza oranı varsa, fırınınızda 10 adet arızalı lamba bulunmuş demektir. Üst düzey ekipmanlarda bu kesinlikle kabul edilemez bir durumdur. Sızıntı akımını milivolt cinsinden ölçüyoruz ve eğer bu değer sınırın üzerindeyse, o lamba kullanılamaz hale gelir. Bu kadar basit.
Ters tarafı Bu kadar sıkı olmamızın bir dezavantajı da üretim hızımızın yavaşlamasıdır. Bu da teslimat sürelerinin biraz uzamasına neden olur.
Ama şöyle düşünün: Şimdi biraz daha fazla beklemeyi kabul ederek, ileride yaşayabileceğiniz stresi en aza indirmiş olursunuz. 50 lamba arasından arızalı olanı bulmak için hafta sonunuzu harcamaktansa bu yöntem çok daha iyidir. Laboratuvarımızda bu bileşenleri zaten maksimum kapasiteye kadar test ettiğimiz için, güvenlik röleleri devre dışı kalmaz.